Işıl Korkmaz

“En uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar.” Lao Tzu

Bir İncinme Hikayesi

Bir arkadaşımla yoga ve eğitmen seçme mevzusu üzerine muhabbet ediyorduk. Arkadaşım, “ben kendimi tecrübeli, olgun eğitmenlere teslim etmek isterdim.” dedi. Ben de eğitmenlik yoluna baş koyduğum için bu konuda birşeyler yazma ihtiyacı duydum.


Sayıca çok öğrenciyle çalışmamış ya da bu işe henüz yıllarını vermemiş olmak işin başlangıcında olan bir eğitmen için normal zaten. Burada bence eğitmenin empati yeteneği, anda bulunabilme becerisi, kendi vücudu ve hisleriyle ne kadar iyi iletişim içinde olduğu önemlidir.


Eğitmen, pozları nefes ile birlikte kendi bedeninde sürekli ve düzenli araştırdıkça yeteri kadar argüman sahibi oluyor. Örneğin pozlarda yaşadığımız zorlukların ya da kolaylıkların ve olası incinmelerin kişiye özel olabileceğini kendi pratiklerimizden öğreniyoruz. Yani ben bir eğitmen olarak bedenimde deneyimlediğim zorlanmaların, kapalı bölgelerin, batmaların ya da acıların her öğrencide olabileceğini varsayarak güvenli bir ders yapmalarını sağlayabilirim. Bu bir artı. Ama bir de bedenimin izin verdiği (evet böyle birşey var, bedensel farklılıklarımız mesela kemik yapımızdaki farklılıklar... gibi) ya da düzenli pratiklerim sayesinde ilerlediğim, başka kişilere göre çok kolaylıkla ve eforsuzca yapabildiğim pozları da öğrencilerim için güvenli hale getirme becerisine sahip olmalıyım. Pratik ve deneyim.




Eğitmenimin eşliğinde sağ tarafa bakan 2. Savaşçı pozunu ilk yaptığım gün, sol ayağımın tabanını ve dış kenarını yere iyi bir şekilde köklemediğim için (sağ tarafa bakınca bedenin sol tarafıyla ilgili farkındalık bende yerle bir olmuş :)), yani yanılmıyorsam sol ayağımda bir içeri çökme olmuştu ve minicik bir çıt sesi duymuştum. Deneyimli yogacılar için 2. Savaşçı pozuna girmek çok kolayken, beden farkındalığı yerle bir halde olan ve henüz başlangıç seviyesindeki biri için gerçekten çok zor olabiliyor. Asimetrik pozlarda sağ ve sol bedenin tam anlamıyla farkındalığını korumak ve eğitmenin tariflediği biçimde poza girmek, bedeni bir forma sokup nefesle muhafaza etmek, 3 musluklu bir havuz problemi çözmekten daha zor olabiliyor. Bu biraz da kişinin beden farkındalığıyla da ilgili. Masa başı çalışan, belki bazı günler yoğunluktan sadece tuvalete gitmek için ya da çay kahve almak için yerinden kalkanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır.


Neyse o günkü çalışmamız bitti, vücudumun sıcaklığı ile birşey anlayamamış olan ben, eve gelip biraz uzandığımda, sol ayak iç bileğimde yumurta kadar bir şişlik oluştuğunu farkedip biraz gerildim. Buz uygulaması, ayağın altına yastık koyup dinlenmeler ile 1-2 gün içerisinde şişlik indi ve bileğim normale döndü. Şimdi ayak bileği ve tabanıyla ilgili daha farkındalık sahibiyim. Bazen kendi çalışmalarımda ayak tabanımın yerle ilişkisini unuttuğum anlarda kendime hatırlatma eğilimindeyim. Yine de bu beceriyi kazanmak çok kolay değil.


Sanki her zaman incinmeler kötü değil. Bedenimiz bize kullanmayı ya da hissetmeyi unuttuğumuz yerlerimizi “canımm ben buradayım hani bir süredir ihmal ettiğin..” diyerek hatırlatmaya çalışıyor. Yoga da güzel bir aracı bence.


#yoga #yogaeğitmeniseçimi #yogaeğitmeni #yogaincinmeleri #incinmeler #bedenselfarkındalık #yogapratikleri #incinmehikayesi #ikincisavaşçı #virabhadrasana2 #warriorpose

Tanıtılan Yazılar

Abone Listeme Katılın

E-posta:

Son Paylaşımlar
Arşiv