Işıl Korkmaz

“En uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar.” Lao Tzu

Frankfurt'ta Bir Yoga Dersi

Geçtiğimiz sene iş sebebiyle birkaç sefer Frankfurt’ta bulunmam ve ortalama üç gün kadar oradaki ofiste çalışmam gerekiyordu. Bu iş gezileri havalanında ve trafikte geçen vakitlerle birlikte uçuşu da eklersek biraz uzun sürüyordu. Bunun yanında Frankfurt’a vardığımda dinlenemeden direkt işe gitmem, Türkiye’ye dönüşler için de iş yerinden direkt havaalanına gitmem gerekiyordu. Frankfurt’ta olduğum zamanlarda ilk günler şehri genel anlamda gezmekle geçti, fakat sonraki gidişlerimde bazen yorgunluktan bazen hasta olduğum zamanlara denk gelmesinden dolayı kendimi kitap okumaya ve otelde dinlenmeye bıraktım. Okumalar yapıyordum, film izliyordum, nefes çalışıyordum ama yetmiyordu. Bedenim kendini mata atmak istiyordu ama yorgunluktan da pratiklerimi aksatıyordum.


Bazen aklına bir fikir gelir, bir düşünce belirir ya, otelde uzanmış tavana bakarken acaba Frankfurt’ta bir yoga sınıfına gidebilir miyim düşüncesi geldi aklıma. Bu arada benim Almanca bilgim merhabadan öteye değil, işlerimizi de ortak dil olan ingilizceyi kullanarak yürütüyoruz. Dolayısıyla öncelikle ingilizce ders veren bir stüdyo aramaya koyuldum. Lokasyon olarak hem kaldığım otele hem de toplu taşımaya yakın olmalıydı.


Bir yandan Avrupa’da, yabancı bir memlekette yoga sınıfına gitmenin heyecanını yaşamaya başladım, bir yandan da dilini hiç bilmediğimden çekindim. Yoga pratikleri bana zihnimde konuşan (ki genellikle olumsuz ve endişeli tarafı da vardır) sesleri farkedip onlara rağmen harekete geçebilmeyi, bazen de sadece dinleyip aksi yönde hareket edemesem bile, hareketsiz kalıp dinleyici olabilmeyi öğretti.



Zihnimdeki bu mücadeleden sonra lokasyon olarak otelime en yakın ve web sitesi güncel olan yoga vidya’ya gitmeye karar verdim. İş yerinden bir arkadaşımı da bana eşlik etmesi için davet etmemle beraber, ikimiz ertesi gün iş çıkışı yola koyulduk. Arkadaşım daha önce yoga yapmış değildi ama beni kırmadı ve peşime takıldı. Web sitelerinden her seviyeye uygun ve henüz üye olmayanların da ilk ders için deneme amaçlı girebileceği bir sınıfın saatine uyarak stüdyoya gittik. (Bu arada merak edenler için o zaman sorduğumda bir sonraki derslerin tek derslik ücretleri 11 euro demişlerdi.) Biraz eskice ama tarihi sayılabilecek yüksek tavanlı, enerjisi çok güzel bir stüdyoyla karşılaştım. Kısaca kendimi tanıtıp derse girmek istediğimi söylediğimde de ilk ders için ücret almadılar ve çok güler yüzlü davrandılar. (Türkiye’den geldiğimi söylememe rağmen :)) Stüdyo tarz olarak da çok sevimliydi, açık bir mutfak ve mini bir ofisi, büyük bir kütüphanesi ve dinlenme koltukları, gördüğüm kadarıyla da birkaç farklı ders için ayrı sınıfları vardı. Bina gerçekten yüksek tavanlı ve yoga malzemeleri de kaliteli ve yeterliydi. Eğitmen tüm dersi Almanca yaptı, derste es vermeden anlattı ve hareketleri yaparken bize sınıfın ortasında eşlik etti. (Türkiye’deki stüdyo derslerinde gördüğüm, hocalar genelde hareketlere eşlik etmiyorlar. Bu biraz tarşılır bi konu ama hareketlere eşlik ederek ders anlatmak tüm gün ders anlatması muhtemel bi hoca için zor görünüyor.)


Maalesef Almanca olduğundan ders boyunca anlatılanları anlamadım ama hareketleri bildiğim için yabancılık çekmedim. Ders yaklaşık 1 saat 15 dk kadar sürdü, hareketli ve ısının yükseldiği güzel bir dersti. Dersteki erkek sayısı kadınlarla neredeyse eşit gibiydi, bu da yoganın erkeklerin de rutininde yer aldığının göstergesi. Türkiye’de de erkeklerin yogaya önyargılı yaklaşmamalarını dilerdim. Belki bir gün olur... Dersin sonlarına doğru yükselen ısıyı, yavaşça indirdikten sonra son dinlenmeye geçtiğimizde, buraya gelme çekincelerini yenip harekete geçen kendime teşekkür ettim ;)


#yoga #frankfurtyogadersi

Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar