Işıl Korkmaz

“En uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar.” Lao Tzu

Yetenekli Çocuğun Dramı - Alice Miller

Eğitmenlik eğitiminde tavsiye edilen kitaplardan biri olan bu kitabı okudum bu hafta. Bu eğitimde bu minvalde kitaplar tavsiye alacağımı başta tahmin etmiyordum. Psikoloji kitapları da aslında korktuğum kitaplardandır. Geçmiş yaşamı ve çocukluğu deşmek sevdiğim ama sonucunu da nereye koyacağımı bilmediğim bir araştırma. Ama buna hepimizin ihtiyacı var.


Yoga aslında kişinin kendine yaptığı bir yolculuk. Yaptığımız bedensel, zihinsel çalışmalar, beraberinde bilinç dışına itilen duyguların, bir şekilde ortaya çıkmasına vesile oluyor. Açılan bedenimiz, henüz çözülmemiş, çocukluktan kalan bazı gizlerimizi de açığa çıkartıyor olabilir. Pratikler esnasına ya da sonrasında ağlama hislerinin gelmesi, gülme isteği, anılara yolculuk etmek, daha önce aklımıza gelmeyen bir çocukluk anımızın gözümüzün önüne gelmesi buna örnek olabilir.


Kitap Alice Miller tarafından 1976 yılında yazılmış. Fakat ilk versiyonunu Freud ve Psikanalitik Kuramdan ayırıp, çevirmenin tabiriyle özgünlüğüne kavuşturarak 1996 yılında revize ettiği yeni haliyle yayınlamış.


Kitap 142 sayfa, çevirisi Emine Avşar tarafından yapılmış.


Kitabı okurken benim için bazı kilit cümleleri not ettim. Bir kaç tanesini sizlerle de paylaşayım.


...Gerçekler öldürmez. İnsanları genellikle öldüren, bilinçli olarak yaşanınca gerçeği ortaya çıkabilen duyguların bilinçten itilmesi, yok sayılıp bastırılmasıdır...


...Küçük bir çocuk duygularını ancak yakınında onu bu dışa vurduğu duyguları ile kabul eden anlayan ve ona kendi duygularıyla eşlik eden bir kimse bulunduğu zaman yaşayabilir...


...Çocuğun ana babanın ihtiyaçlarına uyum sağlaması – kesinlikle olmasa da çoğu zaman – “sanki kişiliğinin” ya da genellikle “sahte benlik” diye nitelendirilen bir kişiliğin oluşmasına yol açar. Sahte benlik edinen kimseler rüyalarında kendilerini ölmüş olarak görürler...


...Her insanın derininde kendinden az çok gizlediği, içinde çocukluk dramının aksesuarlarının bulunduğu bir arka odası vardır. Kimseyi sokmadığı bu gizli odasına mutlaka girecek olanlar yalnızca kendi çocuklarıdır...


...Kişinin - özgürlükleri çiğnenerek- uyuma zorlanması bürolarda, fabrikalarda, siyasi partiler içinde başlamaz; bu daha yaşamın ilk haftalarında başlayan bir süreçtir. Zorlayıcı baskılar daha sonra bilinç dışına itilir ve burada – ruhsal yapımız gereği - yaşam boyunca hiç bir sorgulamanın ve tartışmanın ulaşamayacağı biçinde sabit ve değişmez olarak saklı kalır. Kişi artık bağımlı, uyum göstermeye hazır bir insan olur ve başta ana/babaya gösterilen uyum ve bağımlılık, sonraları başka kişiler ve durumlara da aktarılır...


...Duyguları ile dürüstçe, kendini aldatmadan başa çıkabilen bir insan, onları ideolojik bir çerçeveye oturtmak ihtiyacında olmaz ve bu yönüyle kimse için bir tehlike değildir. Bugün dünyamızda çok yaygın olan milliyetçi çatışmaların sayısız farklı örnekleri bunların sadece – motiflerinin kökü sorumlu kişilerin bilinç dışı duygularına ve anılarına uzanan rasyonel hesaplarla bir ilgisi bulunmayan –aynı çılgınlığa dayandığını göstermektedir...


...Öykülerini unutulmuşluğun karanlığından çıkarmaya hazır olan insanlar başkalarını da aynı adımları atmaya yüreklendirecekler ve uyanan bu yeni bilinçle bugünkü politikanın bulanık ortamına şimdiye kadar olabildiğinden daha fazla aydınlık ve berraklık getirilebileceklerdir...

#psikolojikitabı #yogavepsikoloji #alicemiller #yetenekliçocuğundramı #haftanınkitabı #kitapönerisi

Tanıtılan Yazılar

Abone Listeme Katılın

E-posta:

Son Paylaşımlar
Arşiv